6/8/2007
-
İNANILMAZ REKORKLAR
| En Uzun Dil: Kamboçya, Kaupoug Thum'da yaşayan Diith Pang'ın dili, tam çıkardığı zaman 29.843 cm geliyordu. Konuşurken, dili göğsüne düşüp de insanları korkutmasın diye dişleri birbirine kenetlenmiş halde konuşurdu. Daha küçük bir çoçukken, uzun diliyle sinek avlayarak kurbağaları taklit eden Pang'ı, durumu fark eden annesi bundan vazgeçirmişti. |
| En İyi Görme Yeteneği: Basel, İsviçreli Cece Leclere, tıp adamlarınca "megavizyon" diye adlandırılan çok üstün bir görme yeteneğine sahipti. Kumaşların,kalın astarlı zarfların; perdelerin, hatta bazen tuğla duvarların arkasını bile görebiliyordu. Ancak insanlar kendisini hasta ediyordu,çünkü iç organlarını görmek onu tiksindiriyordu. |
| En Bakımsız Sakal: İran, Nehbandan'da yaşayan Ayetullah Salredi, 53 yıl önce bırakmaya başladığı sakalına hiç dokunmamıştı. Çevrede yaşayan kuşlar sık sık, ya Ayetullahın sakalı üzerinde yıllardır biriken yiyecek artıkları ya da içinde yuvalanmış böcekleri kapmak için tehlikeli dalışlar yaparlardı.. |
| En Ünlü İnsan Kobay: Pakistan, Sehvan'da yaşayanaWattila Thisdou, bir yıl boyunca, vücudunu tıbbi araştırmalara vermesi için maaşa bağlanmıştı. Öteki pek çok şeyin arasında, kendisine deneme aşamasında olan 22 ilaç verilmiş, iki gün boyunca gıdıklanmış,uykudan mahrum edilmiş, yerçekimsiz bir odaya konulmuş, bir hafta boyunca körili pirinçten başka yemek verilmemiş,saunadayken fırında pişen hindi gibi devamlı üzerine yağ dökülmüştü. Thisdou bütün bunlara, sağlığı mükemmel bir dirençle bir yıl katlanmış,ancak devletin gelirinden kestiği bir vergiyi görünce hastalanmıştı. |
| En Sinir Bozucu Böcek: Mozambik beyin böceği, çok az rastlanan, ancak çok cüretkar bir böcekti. Uyuyan insanların kulağından içeri tırmanır ve kafanın içine girer girmez vızıldamaya başlardı. Kurbanları çoğunlukla, böcek çıkmadan önce tam anlamıyla delirirdi. |
| En Titiz Kedi: Suriye Kralı Zahelin'e ait bir Ankara kedisi öylesine şımartırmıştı ki, yalnızca evinden 150 mil uzaklıktaki bir limanda yakalanabilen taze somon yiyordu. Balık temizlenmiş, bir fiske limon suyu serpilmiş ve işlemeli altın bir çanakta servis edilmeliydi. Bir gün bu özel çanak sırra kadem bastı ve kedi yemek yemeyi reddetti. Kral başka bir işlemeli çanak buluncaya kadar, kedi açlıktan öldü. |
| En Zalim Rehber Köpek: İndiana, Günay Bend'de daha önceleri körler için rehberlik yapan köpek Brütüs,talihsiz sahiplerine zalimce şakalar yapardı. Körlerin duvarlara çarpmasına, merdivenlerden yuvarlanmalarına, üç sahibinin de caddedeki rögarlara düşmelerine yol açmıştı. Mahkemeye yansıyan bir olay sonucu, suçlu bulunarak uyutuldu. |
| En Tesirli Optik İllüzyon: İtalya'daki Eğik Pisa Kulesi asırlık eski bir optik aldatmacadır. Bilimadamları son olarak Eğik Kulenin aslinda hic de eğik olmadığını keşfettiler. Civarındaki bütün sokak ve binalar meyilli bir arazide inşa edildiği için kule eğik gibi görünmekteymiş. |
| En Uzun Süre Yayında Kalan DJ: Los Angelesli disk jokey Bill Ratuer, çalıştığı radyonun sahibiyle,uyumadan üstüste 14 gün boyunca canlı yayında kalabileceğine dair iddiaya girmişti. Sürenin bitimine 12 saat kala, aklını kaçrıran Ratuer, kendini yayın stüdyosuna kilitleyerek, tekrar tekrar Noel şarkılarını yanlış devirde çalarken, çocukken naıl kötü muamele gördüğü ve dışlandığı hakkında mikrofona bağrırarak hikayeler anlatmaya başladı. İstasyon sahibi, isteksizce, Ratuer'in zırvalarına süre sonuna kadar devam etmesine izin verdi; çünkü, dört milyondan fazla dinleyici yayını dinliyor ve Ratuer'in iddiayı kazanmasını istiyordu. |
| En büyük Trafik Sıkışıklığı: İspanyol takımının bir Dünya Kupası zaferinden sonra Madrid kentinde Trafik 24 saat boyunca kilitlendi. Polis zaferden öylesine mutluydu ki hepsi bir günlük izin yapmıştı. |
| En Zorlu Sürücü Testi: Arjantin, Buenos Aires'te her yıl, içkili araba kullanmaktan o kadar çok insan tutuklanıyordu ki, Motorlu Taşıtlar dairesi, artık yalnızca içkili araba kullanma testini başaran kişilere ehliyet veriyordu. Sürücülerden, iki adet 30 d.'lik birayı hızla içtikten sonra çarpık bir çizgi boyunca araba kullanmaları isteniyordu. |
| En Uzun II.Dünya Savaşı Direnişi: Sadaharu Fukushima, Japonların II.Dünya Savaşı sonunda teslim olduklarını bilmek istemiyordu. Guam Adası'nda bir siperde, çevresi mayın ve bombalarla kuşatılmış olarak yaşamaktaydı. ÜZerindeki Japon üniforması lime lime olmasına karşın, Fukushima hala her gün bunu giyiyordu. 27 yıl önce ölen komutanından emir almadıkça siperden çıkmayı reddediyordu! |
| En Uzun Banyo: Batı Almanya, Wildbad'da Oktoberfest kutlamaları sırasında, Jurgen Gerber ılık bira içinde altı günlük banyo sefası yapmıştı. Gerber zaten bira gibi kokmayı pek umursamıyordu. Ancak bütün vücudu öylesine kırış kırış olmuştu ki, üç ay boyunca en az 90 yaşında bir insan gibi dolaştı. |
| En Uzman Şarap Tadıcısı: İtalya, Napolili Giuseppe Reggio dünyanın en bilgili şarap tadıcısıydı. Bir şarabı yalnızca koklayarak, onda dokuz isabetle yılını, ülkesini, bölgesini, şarap bağını, kavını, üzümlerin sağ veya sol elle mi toplandığını söylerdi. |
| En Ahmak Kişi: Haiti, Port-au-Prince'de yaşayan Jean Phillipe Beauregard, yalnızca Voodoo'ya değil ama, Noel Baba ve iyilik Perisi'ne de inanırdı. Genellikle evinin önünde, kendisini alın teriyle kazanılmış parasından ayırmak için sıralarını bekleyen, kapı kapı dolaşan satıcılar, bağış toplayanlar ve şarlatanlardan oluşan bir kuyruk olurdu. |
| En Yükseğe Fırlatılan Top: Teksas, Lubbocklu Waylon HArkness, topu bir dikişte, 1500 metre yüksekte uçan bir tarım ilaçlama uçağının arka koltuğuna atmıştı. Oyuncular topu bulamayınca, bir rahip sahaya gelerek, kalabalığa, bir dakikalık sessiz bir dua yaptırdı ve sonra oyun devam etti. |
| En Komplike Briç Kodları: İngiltere, Nottinghamlı Alton ve Jenie, briç oynadıkları zaman kullanmak üzere 205 gizli işaret geliştirmişlerdi. Burun karıştırmak, geğirmek, eklem çıtırdatmak, masadaki içkiyi devirmek bunlar arasındaydı. | |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/7/2007
-
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
- Her yıl, çatışa çıkıp anteni değiştirenlerden bin 800
kişi can veriyor. Çatıdan düşen ama ölmeyenlerin
sayısı da 2 bin civarında.
-Dünyanın en zor mesleklerinden biri de kuşkusuz
otomobil tamirciliğidir. Her yıl, bu iş sektöründe 900
kişi hayatını kaybediyor.
-En fazla ölümlerin yaşandığı iş kollarından biri de
boyacılık sektörü. Dünya üzerinde hir yıl bin 100 kişi,
boya merdiveninden düşerek ölüyor. |
Yorum (
2
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/6/2007
-
İLGİNÇLER
İki arkadaş çölde yürümektedirler. Yolculuğun bir
noktasında bir tartışma olur ve biri diğerine tokat atar.
Tokatı yiyenin çok canı acır ama hiçbir şey söylemez.
Yalnızca kuma şunları yazar “BUGÜN EN İYİ
ARKADAŞIM BENİ TOKATLADI”
Bir vahaya gelinceye kadar yürümeye devam
ederler . Vahaya gelince orada bulunan suya girmeye
karar verirler. Tokatı yiyen kişi bataklığa saplanır ve
nerede ise boğulmak üzereyken arkadaşı onu
kurtarır. Tam boğulmak üzere iken arkadaşı
tarafından kurtarılan kişi bu sefer de taşa şunları yazar.
“BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BENİM
HAYATIMI KURTARDI”
Hem tokatı atan, hem de arkadaşını kurtaran kişi
sorar.
“Canının yaktığımda kuma yazdın, peki şimdi neden
taşa yazdın?”
Diğeri cevap verir.
“Birisi canımızı yaktığı zaman bunu kuma
Yazmalıyız ki; bağışlama rüzgarı onu silebilsin,
geride hiçbir iz bırakmasın. Ama biri bizim için iyi bir
şey yapmışsa bunu da taşa yazmalıyız ki hiç bir
rüzgar onu silemesin, o aynen yerinde kalsın”
|
Yorum (
3
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/6/2007
-
GÜNÜN FIKRASI
Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in
önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına
küçük bir delik çıkar. Temel :
-"Yatın yere, tavşan deliği!" Bütün avcılar yere
yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan
çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yüremeye
başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar
karşılarına. Temel :
-"Yatın yere, tilki deliği!" Yatarlar. Biraz sonra tilki
çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa
daha büyük bir delik çıkar. Temel:
-"Yatın yere, ayı ini!" Yere yatarlar ve çıkan ayıyı
vururlar. İyice keyiflenen avcılar yüremeye devam
ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin
başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar.
Temel:
-"Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum. Ama yatın
yere, ne çıkarsa bahtımıza!" Ertesi gün gazetelerde:
-"Dört avcı tren altında can verdi..." |
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/6/2007
-
D.GÜNÜ KUTLAMASI
24/5/2007
-
Acılar bir deniz dalgası gibi
Vuruyordu yüreğimin sahillerine
Seninle ama sensiz bir geceden
Yine seninle ama sensiz bir güne başlarken
Hayalin volta atıyordu
Göz bebeklerimin gezindiği her metre karede
İsmini mırıldanıyordu dudaklarım
Kimseler duymadan sensizce
Yağmur dolu bulutlar yoğunlaşmıştı
Kirpiğimin eteklerine
Ve şaha kalkmıştı duygularım
Gurbetin kafesinde
Tüm mutluluğumun bettiği yalnızlık denizinde
Hasretin finaline bir kulaç daha atmışım
Dünya dönmeye devam ederken
Kanat çırpıyordu umutlarım kızıl ufukta
Ve gök boyanırken denizin mavisine
Ben yine kapılmışım mazinin cilvesine
Seninle ama sensiz bir geceden
Yine seninle ama sensiz bir güne başlarken
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/5/2007
-
SEVİNCİMSİN
Şuan, şu dakika yazmak istedim seni, beni ve her şeyimi
Sana sen demeyeceğim artik biz demem lazım
Seni bensiz düşünmüyorum
Ben bende değilim bir çare arar olmuşum
Yüreğimin götürdüğü yerde senin yanında
Sesin kulağımda,
O güzel yüzün,
Uçsuz bucaksız engin bakmaya kıyamadığım mavi gözlerin,
Hep hafızamda
Beynim tarifsiz duygularla git gel yapıyor
Sarhoşum.
Memnunum
Hiç bitmesin
İstiyorum
Allahım…
Bir ömür yanında olmak istiyorum
Çok mu istiyorum zoru mu istiyorum?
Helalim, göz bebeğim, birtanem
Benimle ol
Yanımda kal
Daima ol
Bir ömür kal.
Düşümsün,
Gerçeğimsin,
“Sevinç” imsin.
|
Yorum (
6
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/4/2007
-
Günün Fıkrası
Bir kadınla bir adam ayrı ,ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur. Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:
- Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatimizin sonuna kadar huzur içinde birlikte yasamamız için bir işarettir,' der.
Müthiş heyecanlanan adam:
- Evet, galiba haklisin,' diye cevap verir şaşkınlıkla. Kadın :
- Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız,' diye devam eder ve şarap şişesini adama uzatır. Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır. Bununüstüne adam sorar:
- Sen içmeyecek misin? Kadın cevap verir :
- Hayır, ben polisi bekleyeceğim! |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/4/2007
-
TÜRKİYE'DE YILIN FIKRASI:))
Başbakan Erdoğan, dış destek aramak için İngiltereyi ziyarete
gitmiş.Ziyareti sırasında Kraliçe tarafından çay içmeye Davet
edilen
Erdoğan,Kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu
sormuş.Kraliçe
"çevremi akıllı insanlarla doldurmak" cevabını vermiş.Erdoğan
bunun üzerine
kraliçeye çevresindeki insanların akıllı olup olmadıklarını
nasıl ayırt
ettiğini sormuş.Kraliçe, "onlara doğru soruları sorarak ayırt
ediyorum" diye
yanıtlamış ve "izin verin göstereyim" demiş.Kraliçe hemen Tony
Blair'i
aramış ve: "Sayın Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin:
Annenizin bir
çocuğu var, babanızın bir
çocuğu var ve buçocuk sizin ne kız ne de erkek
kardeşiniz.Kimdir bu? " diye
sormuş.Tony Blair: "Bu benim majesteleri" diye
yanıtlamış.Kraliçe: "
Doğru.Teşekkürler,iyi çalışmalar Blair" demiş ve Erdoğan'a
dönerek:
"Gördünüz mü Sayın Erdoğan?" "Evet majesteleri, çok teşekkür
ederim, bu
metodunuzu kesinlikle kullanacağım" diyerek oradan
ayrılmış.Yurda dönüşünde
hemen Unakıtan'ı yanına çağıran
Erdoğan, "Kemal abi sana soracağım bir soruyu cevaplamanı
istiyorum"demiş.Unakıtan : "Tabii efendim,
nedir?" Erdoğan:Annenin bir çocuğu var, babanın bir çocuğu
var, ve bu çocuk
senin ne kız ne de erkek kardeşin.Kimdir bu?" Unakıtan sağa
bakmış sola
bakmış düşünmüş taşınmış ve en sonunda:
Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap versem?" demiş.
Erdoğan kabul
etmiş ve Unakıtan oradan ayrılmış, vakit kaybetmeden Bakanlar
Kurulunu
toplantıya çağırmış,saatlerce bu soru üzerinde düşünmüşler,ama
kimse bir
cevap bulamamışlar.En sonunda
Kemal Unakıtan Kemal Derviş'i aramış ve durumu
açıkladıktan sonra: "Annenizin bir çocuğu var,babanızın bir
çocuğu var, ve
bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdirbu?"
Derviş: "Bunda
bilemeyecek ne var, tabii ki benim!" diye yanıtlamış.Cevabı
alan Unakıtan
hemen Tayyip'i arayarak: "Cevabı buldum efendim, kim olduğunu
biliyorum,
Sayın Kemal Derviş"demiş. Tayyip büyük bir hayal kırıklığıyla
cevap vermiş:
"Yanlış cevap Kemal Abi, Doğru cevap Tony Blair idi."
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/4/2007
-
Günün Fıkrası
Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda
giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı.
Komşu sordu:
-Bu eşekle nereye gidiyorsun?
-Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey.
Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun?
Komşu aldırışsız:
-Ben Köpekle konuşuyordum. Sen ne diye söze
karışıyorsun. |
Yorum (
3
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|